29 Nisan 2013 Pazartesi

Yorgunuz ama geziyoruz da ...

Warszawa'ya ayak bastık sonunda.

Uykusuz geçen bir gecenin ardından artık Warszawa'dayız.

Warszawa Havalimanından Merkeze gitmek için otobüse bindik yanlış hatırlamıyorsam ''175'' no'lu otobüstü.Ayrıca otobüs için bilet olayını da Polonyalı bir arkadaştan yardım aldık ne olur ne olmaz yanlış bilet almayalım diye.

Merkeze indiğimiz zaman yaptığımız ilk şey Döner yemekti ( Stockholm de aç kalınca ) lakin buranın dönerleri ne yazık ki istediğimiz gibi değildi bana soracak olursanız ben hiç beğenmedim.Hele ki Berlin de yemişseniz hiç beğenmezsiniz : )

Yemeğimizi yedikten sonra bir Bank bulduk ve yanlış hatırlamıyorsam 1 saate yakın Bank da uyuduk şaka gibi ama gerçek.Bildiğiniz gibi daha önce buraya gelmiştim o yüzden gezme konusunda çok sıkıntı çekmedik ilk güzergahımız Old Town oldu daha önce gezmiş olmama rağmen bir de gündüz görmek daha bir iyi oldu benim için.Old Town da gezerken bir afiş gözümüze takıldı.Afişi yukarıda sizlerle paylaştım.Evet sizin de anlayacağınız gibi 2.Türk Film Festivali'nin afişi.Bu arada Lehçe bilmiyorum sadece tahmin ettim : )

Gezimiz esnasında nere de bir Bank gördüysek sanırım bir kısmında yarım saat olsa da uyumaya çalıştık...

Gezimiz esnasında Warszawa da da bir çok Türk gördük.

'' Türkler her yerde '' kuramına katılıyorum artık biz her yerdeyiz : ))

Warzawa'yı gezdikten sonra burada yaşayan bir arkadaşla buluşacaktım, kendileriyle saat 20:00' de bir buluşma ayarladık yanılmıyorsam 1 saat kadar arkadaşı bekledim ve ekildim.Bu beni o gece çok da sinir etmiş olsa da sanırım unuttum gitti ya da halen unutmadım.Hayır gelemeyeceksen gelemeyeceğim diye mesaj at demi zaten tek kızdığım nokta bu !

Her neyse Warszawa gözünüzde büyütülecek gibi bir şehir değil.İşin açıkçası buraya bir gezi planlıyorsanız vazgeçin derim ama tabi gene de siz bilirsiniz ama eğer şehir hayatı görmek istiyorum diyorsanız buyurun gelin .

23:30 da Krakow'a yolculuğa koyulduk. Polskibus sağ olsun : )))

Krakow bende merak uyandıran şehir artık sana geliyorum ...

28 Nisan 2013 Pazar

Harika bir şehirsin Stockholm ...



'' İlk rota İsveç - Stockholm ''

Stockholm'e Ryanair ile yolculuk yaptım bir arkadaşla.Ryanair gerçekten çok ucuz bir firma tek diyebileceğim iyi ki var !

Berlin SXF - Stockholm Skavsta : 10.20€
Stocholm Skavsta - Warsaw : 5€

Evet arkadaşlar bu fiyatlar şaka değil gidiş ve gelişimiz gerçekten çok ucuzdu lakin Stockholm den şehir merkezine inmemiz biraz pahalıya mal oldu ama olsun değer : )

Efendim şehir merkezine giderken Flygbussarma firmasını kullandık ve eğer bilet alacaksanız öğrenci olduğunuzu belirtin çünkü fiyatta o ölçü de düşüyor ve ayrıca 25 yaş altında olmanız gerekiyor.İşin açıkçası biz merkeze giderken bunu bilmiyorduk bu sebeple gidişimiz ; 298.00 SEK , dönüşümüz ise 274.00 SEK'e mal oldu.Ayrıca bu yazıdan da anlaşılacağı gibi para birimleri SEK.

Merkeze yolculuğumuz yanlış hatırlamıyorsam 1 saat 15 dakika sürdü .

....

Biz Stockholm'e gittiğimizde kalacak yerimiz yoktu hani orada araştırıp buluruz diyorduk ama ne bilelim ki bütün Hosteller doluymuş anlayacağınız ufak çaplı bir heyecan yaşadık.Hemen bir internet kafe bularak kalacak yer aramaya koyulduk ve şansımıza bir Hostel bulduk '' Hostels By Nordic '' Fiyat olarak 2 gece 600 SEK'e kaldık yani ciddi anlamda pahalıya kaldık ama bize akıl karı oldu bundan sonra kalacak yer ayarlamadan bir şehre gitmeyiz : )

Şimdi Stockholm den bahsedecek olursak bence mükemmel bir şehir ama bunun yanı sıra ciddi anlamda pahalı bir şehir.Eğer buraya gelecekseniz biraz kesenin ağzını açmanız gerekiyor ki biz çok para harcamamak için yanılmıyorsam tek öğünle geçiştiriyorduk.Ayrıca para birimleri yüksek değil lakin alım gücünün fazla olması sizi maddi yönden biraz kasa bilir.Bu arada tek öğün dedim ama aralarda karnımızı çubuk kraker  ve bunun gibi aparatifler ile geçiştirdik.

Stockholm dört merkezden oluşuyor '' Kungsholmen - Norrmalm - Södermalm - Östermalm '' ve bu dört merkezi de gezdik yürüyerek.Bildiğiniz gibi Stockholm adalardan oluşuyor ve 2 gün boyunca tüm adaları gezmeye çalıştık ki sanırım çoğunu da gezdik ne kadar yorgun ve bitkin düşsek de yola devam : )

Bir adadan başka bir adaya yürüyerek geçmek ve her adanın bir birinden farklı olması ve bunun yanında güneşin ortaya çıkması pahalı biçilemezdi.Çoğu kez her adada sahile karşı uzandık o güneşi sonuna kadar yaşadık.Sanırım o kadar çok yattık ki artık yüzümüz kızardı ve vücudumuz fazla ısıya dayanamadı ki baş ağrısına sebep oldu : ) Arkadaş biz de vur deyince öldürdük sanırım.

Stockholm de bir sürü müze ve buna benzer sanatsal etkinlikler var bu sebeple de fazla Turist çekmeyi başarıyor.Ayrıca çoğu meydanı İstanbul'u anımsatıyor ; dar sokaklar olsun ondan sonra Taksim deki o yol olsun aslında bire bir aynısı gibi.Tabi böyle olunca da beğenmemek mümkün değil.

Gezimiz esnasında Stockholm de okuyan bir arkadaşla tanışma fırsatı buldum.Bu arkadaşla daha önce Internet de bir kaç kez yazışmıştık ve sağ olsun bana çok yardımı olmuştu buradan da kendisine çok teşekkür ederim yardımları için.

Aslında gezimiz uzun ve bir o kadar da eğlenceli geçti ve bunun yanı sıra tesadüflere gebe kaldı.Mesela Justin Bieber biz Stockholm deyken bizi ziyarete geldi : ) Şaka şaka biz oradayken kendileri Stockholm de konser verecekmiş yani hazır oda buraya gelmişken bir Dünya gözüyle görelim diye yanılmıyorsam 1 saate kadar gelmesini bekledim ama gelmeyince '' umrum olmassın '' diyerekten gezimize devam ettik : )

Hayır tesadüfler bununla da sınırlı kalmıyor ; Gezimiz esnasında yanımda ki arkadaşım Tükçe Müzik duyuyorum dedi ben de hadi len oradan nereden duyacaksın derken ana o da ne Konser var.Bildiğiniz her yer de Türk var : ) Sahnede ki bayanın ismini bilmiyorum lakin araştırmalarıma göre sahnede '' Aslı Kökçe'' vardı.Canlı canlı da söyledi ve bence sesi gayet güzel !

Bu tesadüfler furyasına tabi ki bununla bitmiyor gezimizin sonuna gelmeden son akşam kalacak yerimiz yoktu ve gece 01:30 kadar Tren İstasyonun da kaldık daha sonra orası kapanıp kendimize kalacak bir yer arayışına koyulduk hayır dışarı buz gibi titriyoruz ! Mcdonal's a sığınmaya karar verdik ve orada da 02:30 kadar kalabildik ve onlarda kapattılar tezgahı  ve artık cidden dışarıdayız : )

Dönüş otobüsümüz 03:30 gibi geldi ve biz de 03:45 gibi Havalimanına doğru yol aldık ve artık uçağımızı beklemeye başladık.Ayrıca dönüş otobüsünde yanılmıyorsam yarısını Türkler oluşturuyordu : )

Yorucu ve güzel bir gezinin ardında artık Warsawa ya  ayak bastık !

...

19 Nisan 2013 Cuma

Yorucu geceler ...


- Alte Kantine -
Akıllanmıyorum !

Sizlere bir önce ki yazım da aslında bahsetmiştim ve bir daha öyle bir gece yaşamak istemediğimden de bahsetmiştim en azından artık yürümek istemiyorum Berlin sokakların da .

Efendim o korkunç gecenin bir gün sonrasında da saatler 00:15 gösterirken ben yine dışarıdayım.Hayır kendime söz vermiştim bir daha o saatte dışarıda olmayacağım diye en azından geçici bir süreliğine.Herneyse o gün bir arkadaşımın yanına gittim ve akşam partiye gideceklermiş bende bir gün önce ki yaşadığım durumu anlatıp '' ben gelmiyim '' dedim ama desem ne olacak arkadaş ikna etti ve o gece de Parti yollarına düştük.

Yorgunum ama halen Partide coşacak enerjim var : ) Parti yollarına koyulduktan sonra sanırım bi 45 dk yolda yürüdük neden otobüs seferleri bitmişti : ) anlayacağınız yürümeye devam !

Parti alanında bizim grup da 3 Türk vardı ve nereden baksanız bi 10-11 kişi de İspanyoldu.İspanyollar sıcak insanlar ya ve eğlenceyi nerede ve nasıl yaşayacaklarını biliyorlar.Club'a gelecek olursak girişe ücret vermedik sadece montlarımız için 0,50€ verdik.İçerisi ful doluydu ve gerçekten eğlenmek için süper bir mekandı.Berlin'e gelirseniz buraya da uğrayın benden geçer not aldı : )

Ayrıca mekan yanılmıyorsam 2 bölümden oluşuyordu bir bölümün de eğleniyorsunuz diğer bölümde masa tenisi oynamak isteyenler masa tenisi oynuyor veya sigara içiyorlar.Her şeyi anladım da mekanda masa tenisinin olması enteresan ama güzel bir fikir : )

Akşamımız böyle geçti yanılmıyorsam 05:45 gibi yurda geçtim ve gerçekten artık dinlenmeliyim 2 gündür yapmadığım şeyleri yapmaya başladım ve bunları yaparken de içmedim :( neden halen hastayım !

Bunlar olurken Partiye gitmeden önce bir Türk arkadaşla tanıştım.Meğersem benim namım baya bir önden gidiyormuş.Bu arkadaşta benim blogu okuyup da Berlin'e gelmiş ve ayrıca İstanbul da çoğu arkadaş da blogumu takip ediyormuş o akşam birazcık şaşırmış olsam da bu beni mutlu etti : )

Sizlere bu yazıyı yazarken bir yandan da bugün itibariyle başlayan gezimi düşünmekteyim.

İstikamet '' Stockholm '' ...

17 Nisan 2013 Çarşamba

Korku ile yüzleşmek ...

Hasta olduğum bir gün.Berlin de bir kaç kez hasta olmuş olsam da çok şükür ciddi hasarlar almadan paçayı kurtardım ve gene hasta olduğum bir gün Üniversitenin Erasmus Partisi vardı.

Bu arada 1 Nisan itibariyle Summer Semester başladı !

Yeni dönemin başlaması demek; yeni partiler ve yeni insanlar demektir.Bu sebeple bu dönem gelen arkadaşlarla beraber Erasmus Partisine gitmeye karar verdik.Gittiğimiz Club ''Sophienclub''.

Hasta olmama rağmen arkadaşlarla beraber gitmeye karar verdim lakin gecenin bitiminde gittiğime çok pişman oldum.Neden mi ? Partiye gitmeden önce arkadaşlar biraz demlendi tabi ben bir şey içemedim ! Sadece arkadaşların muhabbetine eşlik ettim.Aslında buraya kadar her şey çok normaldi ne zaman club'a geçtik işte o zaman akşamım yavaş yavaş zehir olmaya başladı.Gittiğimiz mekan işin açıkçası çok da hoşuma gitmedi çok küçük bir eğlence mekanı ayrıca girişe bir ücret vermedik ki zaten böle bir yere ücret verilip de gidilmez ! Ayrıca mekana girişte elimize bir kupon sıkıştırdılar ve bu kupanla ücretsiz bir bira içtim hastayım ama ücretsiz ya değerlendirmek lazım : )

İşte ben kendi çapımda eğlenmeye başladım ama o da nedir ki benim arkadaşların hepsinin suratı sirke satıyor arkadaş ya eğlenmeyi bilmiyorlar ya da mekan çok içlerine sinmedi ki mekan benim de içime sinmedi ama eğlenmeye çalıştım.Her neyse mekandan çok durmadan çıktık ve bir arkadaşımızı mekanda bıraktık bu benim sinirimi bozmuş olsa da mekandan bende çıktım ve daha sonra neden çıktığımı sorguladım ve keşke çıkmasaydım diye kendime defalarca söyledim.

Mekandan ayrılınca arkadaşlar Alexander Platz da gezelim dediler tabi ben sinirliyim ya hemen onların yanından ayrılmak istedim normalde ben sinirliyken çok çekilmez bir insan olabiliyorum.Neyse ben hemen U5'e binmek için İstasyona doğru yol aldım o da nedir tren seferleri durmuş bu arada saat 01:00 leri gösterirken böyle bir şeyle karşılaşmak beni bir anda telaşa soktu hayır o değil elimde ne harita var ne de başka bir şey.Hemen S-Bahn'a yöneldim şansıma S-Bahn Ostbahnhof'a kadar gidiyor.

Bilgilendirme yapacak olursak burada Cuma ve Cumartesi günleri 24 saat tüm seferler çalışıyor ama diğer günler saat 01:00 gösterdiğin de tren seferleri duruyor.Buraya gelecek olan arkadaşlar buna dikkat etsin !

Belki Ostbahnhof'dan otobüsle yurduma geçerim diye düşünürken otobüs seferleri de durmuş şaka gibi her şey üst üste mi gelir arkadaş! Baktım Ostbahnhof'un önün de taksiler var '' ulan dedim taksiye vereceğim parayı başka bir şeyde harcarım'' diyerek yurduma yürümeye karar verdim.Sanırım hayatımın en zorlu gecesiydi diyebilirim.Düşünsenize gecenin bir yarısında Ostbahnhof'dan Tierpark'a kadar yürümek.


Yol bilmeden elimde harita olmadan yurdumu buldum ama nasıl buldum bir da bana sorsanız ! Korkuyla beraber sanırım tüm duyguları yaşadım o akşam ki özellikle korkuyu çok ciddi anlamda yaşamam bana çok büyük bir ders oldu.Düşünsenize gecenin karanlığında bilmediğiniz yollardan gidiyorsunuz ki ve gittiğiniz çoğu yol da inşaatların olması ve ayrıca bir çok yol ayrımına varıp da karar vermek gerçekten çok zordu.Şükür ki başıma bir şey gelmeden yurduma vardım sanırım yolculuğum 2 saate yakın sürdü.

Ayrıca korkuma yol açan bir çok sebep vardı.Mesela; burada ki yabancıların hiç acımadan silahla vurulmaları ve geçtiğim yerlerde barların bol olması ve bunun yanında da bir çok pisliğin de buralarda barınması korkuma bir kat daha arttırdı.

İşin açıkçası böyle bir geceyi tekrar yaşamak istemiyorum !

14 Nisan 2013 Pazar

İyileşiyorum ...


İyileşiyorum !

Düşünün ki hayatınıza biri giriyor kısacık da olsa iz bırakıyor hayatınızda.Hiç tanımadan saatlerinizi geçiriyorsunuz, beraber gülüyorsunuz ve o fark etmeden sürekli onun gözlerine bakıyorsunuz hatta bakamıyorsunuz.

Hayat, sürprizlerle dolu ummadığın anda unuttuğun duyguları hatırlatmaya başlar, işte benim bir kaç günüm böyle geçti.Unuttuğum ya da unutmak istediğin tüm duyguların açığa çıkmasını bu sefer ben istedim.

Aslında hiç de pişman olmadım bir kaç günlüğüne de olsa birinden hoşlandım ve şunu anladım ki eski defterleri çoktan kapatmışım bu beni mutlu etse de dedim ya sadece bir kaç günlüğüne hoşlandım !

Açığa vurdum her şeyi bunu belki kafam güzelken yaptım ama sözlerimin arkasındayım ya da arkasında mıydım ? Zaman uzadıkça hele ki mesafeler uzayınca gönül işlevini kaybetmeye başlar benim ki de o hesap uzaktayım ve gönül işlevini kaybetti.

Hoşlandım ve bunu açık açık yüzüne karşı söyledim ve bunun pişmanlığını hiç yaşamadım.Söyledim ve çok da rahatladım ama bunu söylerken bir cevap beklemedim bunu olumsuz bir cevap alırım diye yapmadım sadece o an o cevabı almamam gerektiğini hissettim.Bunu yaparken kendimi çok da iyi hissetmesem de bildiğim bir şey vardı aslında o da '' mesafeler '' ...

Bazı duygular vardır onu beraber yaşamak istersin, beraber el ele göz göze olmak istersin, hatta beraber yemek yapmak belki de salıncakta beraber sallanmak istersin düşündüğüm bu muydu diye kendime defalarca sordum ben belki de bu sebeple bir cevap beklemedim.

Başlamadan biten duygular da bazen güzeldir çünkü  sevmeyi unutmamak hayatı halen güzel görebilmek hatta kısacık da olsa kalbine söz geçirememek ...

Tüm sevgiler hatta Aşklar yaşanmak için bizlere sunulmuş birer armağandır yeter ki bakan gözler sadece benliğin de buluşsun...

Her günü yeni duygularla yaşıyorum çünkü ben;
İyileşiyorum ...


12 Nisan 2013 Cuma

Nazi Almanyası ...

Sachsenhausen (Toplama Kampı) Berlin'e yaklaşık 35 km uzaklıktaki Oranienburg bölgesinde bulunmaktadır.Ayrıca buraya gidebilmek için de ''S1'' binmeniz yeterlidir.Bu kamp 1936-1945 yılları arasında faaliyet göstermiş bir Nazi Toplama Kampıdır.

Postdam gezimizin ertesi günü bu Kampı görmek için yola koyulduk.Uzun bir yolculuktan sonra Oranienburg İstasyonuna geldik ve buradan da uzun mu uzun bir yolculuktan sonra Kamp alanına vardık.

Kamp alanına girişte sizi böyle bir Duvar bekliyor.Burayı da geçtikten sonra resimde de görmüş olduğunuz Duvarın arkasında ki binaya yöneldik ve Kamp alanına oradan giriş yaptık.Ayrıca Kamp'a giriş ücretsiz en azından biz para vermedik lakin Kamp alanında Müze var sanırım o ücretli ve Müzeye gitmediğimiz için ücreti konusunda hiç bir fikrim yok !

Kamp alanına girişte '' Arbeit macht frei '' (Çalışma özgürlük getirir) karşıladı.Burası o kadar büyük bir kamp ki gözlerime inanamadım sanırım 2 futbol sahası büyüklüğünden de daha büyük.

İçerisinde bir sürü gözetleme kulesi bulunurken bunun yanı sıra Patoloji Laboratuvarları ve Gaz odaları da bulunmaktadır ve aslında bunun gibi bir çok binayı barındırıyor kamp.Yanlış bilmiyorsam bu kamp Nazilerin ilk kamp alanı.

Buraları gezerken çok farklı duygular içerisinde gezdim çünkü burası bir çok katliamlara tanık olan bir yer Nazi Almanya'sının Adolf Hitler başkanlığında yapmış olduğu zulümlerin ana ve ilk merkezi.Sanırım insanlığın hiç uğradığı bir alan.

Burada çoğu insan hastalıktan ölürken çoğu da işkencelere maruz kalarak can vermiştir.Çoğu insan Patoloji Laboratuvarların da denek olarak kullanmış nedeni ise  tıbbi alanda gelişmek.Düşünün ya tıbbi alanda gelişmek için insanları bir denek olarak kullanmak ! Bu nasıl insanlıktır !

Aslında bunlar olurken de yanda ki resimleri görmem beni ciddi anlamda çok şaşırttı.Bu fotoğrafı çektiğim binayı çok çözemesem de bir çok resim görmeniz burada mümkün ve aslında burada ki resimleri görmem beni şaşırtırken orada müzik notalarını da görmem beni gene aynı derece de çok şaşırttı.

Düşünün ki insanlara işkence eden bir Kamp da sanatsal bir şeyler görüyorsunuz çok enteresan.





Kamp alanında bir tane de Anıt bulunmaktadır.






                                               Sizlere bir kaç fotoğraf daha paylaşmak isterim;


















Evet bu resimleri paylaştıktan sonra Kamp da bir tane de en azından benim gördüğüm hapishane var.Oradan da bir kaç fotoğraf paylaşayım;
                                                             

Kamp hakkında sizlere aktaracaklarım şimdilik bu kadar.Eğer Berlin'e yolunuz düşerse burayı görmenizi isterim.
...

11 Nisan 2013 Perşembe

Potsdam da yaşamalıyım ...

Potsdam da 6 genç !
 
Berlinden Potsdam'a yola koyulduk bende ilk defa gitmenin heyecanını yaşarken yanılmıyorsam 1 saat yolculuktan sonra Potsdam Hbf. varmış olduk.Ayrıca eğer Berlinden Potsdam'a geçecekseniz ''S7'' binmeniz yeterlidir bir de Berlin de öğrenciyseniz hiç bir ücret vermeden Potsdam'a varıyorsunuz zaten işin en güzeli tarafı da buydu sanırım : )


Potsdam'a gittiğimiz gün yukarıda ki resimden de gördüğünüz gibi hava karlıydı.Havanın karlı olması bu gençleri durdurmadı büyük bir azim ve heyecanla şehiri dolanmaya başladık.Aslında Potsdam'ı gördükten sonra ben burada yaşamalıyım dedim kendime neden diye soracak olursanız ?

Burada ki yapılar o kadar beni benden aldıkı tam bir kasaba, binalar yüksek değil ufacık ve şirin bir yer, kafa dinlemek için mükemmel bir yer ve benim de tam istediğim bir hayat.Bu arada kasaba dediysem de Türkiye'de ki kasabalarla lütfen kıyaslamayın hayır burada ki kasabaysa Türkiye'de ki herhangi bir şehire eş değer diyebiliriz : )

Sizlere bir kaç resim paylaşabilirim şöyle ki ;











Evet Potsdam'a baktığınız da yukarıda ki yapılarla karşılaşmanız baya bir olası bir durum.Tabi gezimiz sırasında kimse yol bilmiyor elimize uyduruk bir hartida aldık oradan bulmaya çalıştık bir çok yeri ama bunun yerine kubbeli ne gördüysek oraya doğru yönelerek bulduk gezeceğimiz yerleri ya da tesadüfen bulduk tabi buda işi biraz heyecanlı kılıyor ne de olsa karşımıza neyin çıkacağını bilmeden yol alıyoruz : )

Yine gezi yolumuz da bir anıt dikkatimizi çekti ;
yanda ki mezarlık yanlış hatırlamıyorsam Ruslara aitti !

Şehir merkezinde bir mezarlığın olması da enteresan  !

Burayı da tamamen tesadüfi bulduk ve burayı da gördükten sonra artık yavaş yavaş üşümeye başladık ve sığınabileceğimiz en azından sıcak bir şeyler içebileceğimiz bir kafe arayaşına koyulduk ki şansa bakın ki yolumuzun üzerinde çok şirin bir kafe bulunuyordu !

Cecilie Cafe...

Eğer Potsdam'a gelirseniz buraya da uğramayı sakın unutmayın gerçekten içerisi çok şirin : )

İçerisi gerçekten sizi çok şaşırtacak aslında anlatmaktansa gidip görmenizi isterim ama şöyle ufak bir şey söyleyebilirim; içerisi Potsdam'ın eski resimleriyle dolu ve bir o kadarda sıcak bir ortamı var çok açıklamamış olsam da buraya uğrayın !

Ayrıca burada sıcak şarap içtim o yorgunluğa ve soğuğa ilaç gibi geldiğini söyleyebilirim : )

Buradan çıktıktan sonra tekrar yollara koyulduk bilmediğimiz sokaklarda yürümeye devam ayrıca bir ara arkadaşlar sağolsun kendi çapların da bana şaka yapmaya kalkıştılar ama ben yermiyim hepsini hüsrana uğrattım ve bunun mutluluğunu da bir süre yaşamış oldum : ) buradan arkadaşlarıma teşekkür ederim !

Gezimiz yorucu olmasına rağmen çok da eğlenceli geçti ki nereden baksanız 5 arkadaşla bir birimizi çok tanımasakda eğlenceyi sonuna kadar yaşadık !


O günün akşamın da da Berlin de ''Ratzeputz '' a giderek biraz bir şeyler içtik.Arkadaşlar burayı görmenizi isterim içerisi tam bir salaş alanı gerçekten çoğu bar'dan çok farklı bir konsepte sahipler : ) ve burada arkadaşımızın tavsiyesi üzerine '' Ratzeputz şat '' içtik.Bu içki buraya özel buraya gelip bunu tadmalısnız.Bu içki üzerine tek hatırladığım arkadaşımın içip yanıyorum deyip üzerini çıkarması sanırım : ) yanılmıyorsam zencefil tadını çok baskın alıyorsunuz ! ve bir kere içmeniz yeterli ikincisini söyleyemiyorsunuz : )

O gün de böyle eğlenceli geçti ve bol bol anılar biriktirdim.Bu arada sizlere yazmayalı baya oldu bunun sebebi ise Internetimin uzun bir süredir olmamasıdan kaynaklanıyor şuan da bir arkadaşımın  bilgisayarından sizlere yazıyorum bunu da söyledikten sonra şu meşhur Nazi kampından sizlere görüşlerimi paylaşacağım çünkü diğer gezi adresimiz orası !

1 Nisan 2013 Pazartesi

Yeni arkadaşlıklar ...

Berlin'i tanımadığım insanlarla gezmeye devam ediyorum. Düsseldorf'dan dört arkadaş Berlin'e gezmeye geldi işin açıkçası hiç birini tanımıyordum ve burada dört arkadaşla tanışma fırsatım oldu ve iyi ki tanıştığımı söyleyebilirim.Hepsi birbirinden tatlı ve birbirinden değerli insanlar.Şunu soruyor olabilirsiniz ;

Eeee senin arkadaşların değilse kimin arkadaşları ?

Kesinlikle haklısınız bu arkadaşlar benim de 1 hafta önce yüz yüze tanıştığım arkadaşımın arkadaşları.Ya ne garip demi burada o kadar farklı şekilde arkadaşlıklar yaşıyorum ki sanırım buraya gelmeden önce bunları tahmin edemezdim.Bu sebeple bazen kendime de şaşırıyorum ama ne yalan söyleyeyim bu özelliğimi sevmeye başladım : )

Gezi turumuza gene benim artık sürekli ezberlediğim güzergahlardan başladık bu güzergahları sizlere yinelemeyeceğim çünkü bende artık yazmaktan sıkıldım : )

Şu kadarını söyleyebilirim gezimize başlamadan önce arkadaşlar bir rehber eşliğinde gezmeyi düşünüyorlardı. (Ayrıca bu rehber olayını buradan detaylı bir şekilde öğrenebilirsiniz.)Tabi bende buna büyük bir saygı duydum ama arkadaşlar rehberlere çok dayanamadan benim rehberliğimde Berlin turuna başladık.Ayrıca rehberlik ücreti almadım : ) Her şey Berlin için !

Uzun uzun Berlin'i gezdikten sonra Gemüse Döner yemeye gittik, hani meşhur ya bir de arkadaşlar tatsın istedim ve arkadaşlar çok beğendi işin açıkçası hiç şaşırmadım böyle bir şey bekliyordum : ) Döner hakkında sizlere daha önce bilgi vermiştim yinelemeye gerek duymuyorum.Dönerimizi de yedikten sonra akşam bir bara geçerek biraz kafaları bulma derdindeydik ve gittiğimiz yer hakkında buradan bilgi alabilirsiniz.Benim fikrimi soracak olursanız benden tam not aldığını söyleyebilirim ayrıca fiyat olarak da gayet uygundu : )

- Bellini lounge -


Bunun yanı sıra benim de daha önce görmediğim çoğu yeri gezme fırsatım oldu.Bu sebeple gelen arkadaşlara çok teşekkür ederim ve gezdiğim ve gördüğüm yerleri sizlere güzel bir anlatımla paylaşacağım.Bu sebeple takip de kalmaya devam : )